IDIL SANAT VE DIL DERGISI, vol.14, no.119, pp.653-666, 2025 (Peer-Reviewed Journal)
Bu makale, çizgi unsurunun resim sanatındaki tarihsel kökenlerinden başlayarak günümüz Türk sanatında nasıl özgün bir üslup haline geldiğini ele almaktadır. Mağara dönemi resimlerinden itibaren çizgi, görsel anlatımın temel öğesi olarak sanat tarihinde yer edinmiş; zamanla biçimsel bir araç olmanın ötesine geçerek düşünsel bir ifade biçimine dönüşmüştür. Sanatçının üretim biçimi, yaşadığı dönemin düşünce yapısı, ideolojik ortamı ve kişisel özellikleriyle şekillenirken; çizgi bu üretimin belirleyici bir parçası haline gelmiştir. Günümüz Türk sanatında çizgisel unsurları ön planda tutan sanatçılar arasında Devrim Erbil, Ayhan Çetin, Şinasi İşler, Reyhan Uludağ ve Nevres Akın gibi isimler öne çıkmaktadır. Bu sanatçıların ortak yönü, çizgiyi resmin ana öğesi olarak kullanmaları ve bu sayede kendilerine özgü bir görsel üslup oluşturmalarıdır. Aynı zamanda bu sanatçıların akademik kimlikleri, seçtikleri çizgisel üslubu gelecek nesillere aktarmaları açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Eğitimci olarak görev yapmaları, çizginin sanatsal bir dil olarak sürekliliğini sağlamada etkili bir rol üstlenmelerini mümkün kılmaktadır. Makale, çizgiselliğin günümüz Türk sanatında yeni bir üslup olarak benimsendiğini savunmakta ve bu yaklaşımı sürdüren sanatçıların ileride sanat tarihi içinde kalıcı bir yer edineceğini öngörmektedir.