TÜRKİYE’DE ADİL TİCARETİN BENİMSENMESİNİN MODELLEMESİ: DAVRANIŞSAL MİKROEKONOMİK BİR YAKLAŞIM


Creative Commons License

Hamzaoğlu N. M.

Journal of Economics, Business and International Relations, cilt.4, sa.2, ss.347-368, 2025 (Hakemli Dergi)

Özet

Bu çalışma, adil ticaret uygulamalarının benimsenmesini açıklamak amacıyla firma ve tüketici düzeyindeki karar süreçlerini politika ve kurumsal etkenlerle bütünleştiren davranışsal bir mikroekonomik model geliştirmektedir. Model, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde Fair Trade piyasalarının neden sınırlı kaldığını açıklayabilmek için klasik fayda teorisini ahlaki fayda, kurumsal güven ve bilgi asimetrisi unsurlarını içerecek şekilde genişletmektedir. Üretici tarafında Fair Trade’e katılım, sertifikasyon maliyetleri, beklenen fiyat primi ve itibar kazancı arasındaki dengeye dayalı risk ayarlı bir karar süreci olarak ele alınmaktadır. Tüketici tarafında ise etik sertifikalı ürünlere yönelik ödeme istekliliği, gelir düzeyi, sertifikasyonun algılanan güvenilirliği ve ahlaki tatminin önemine bağlı olarak belirlenmektedir. Model, düşük güven düzeyi ve yüksek sertifikasyon maliyetlerinin piyasada davranışsal bir koordinasyon başarısızlığına yol açtığını, buna karşılık güvenilir kurumlar ve hedeflenmiş teşviklerin daha yüksek katılımlı bir dengeyi mümkün kıldığını göstermektedir. Karşılaştırmalı statik sonuçlar, sertifikasyon maliyetlerinin azaltılması ve kurumsal güvenin güçlendirilmesinin hem üretici katılımını hem de tüketici talebini birlikte artırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye bağlamında, ulusal akreditasyon kurumlarının oluşturulması, farkındalık artırıcı kampanyaların yürütülmesi ve sertifikasyon süreçlerine yönelik mali desteklerin sağlanması gibi politika müdahalelerinin güçlü ağ etkileri yaratarak Fair Trade’in yayılımını hızlandırabileceği değerlendirilmektedir. Çalışma, sürdürülebilirlik alanında davranışsal iktisat literatürüne, kurumsal tasarım ile ahlaki tercihlerin piyasa oluşumu üzerindeki rolünü mikroekonomik bir çerçevede analiz ederek katkı sunmakta ve etik ticaret sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik politika önerileri geliştirmektedir.

This study develops a behavioral microeconomic model of fair trade adoption by integrating firm- and consumer-level decisionmaking processes with policy and institutional dynamics. The framework extends classical utility theory by incorporating moral utility, institutional trust, and information asymmetry to explain why Fair Trade markets remain underdeveloped in emerging economies such as Türkiye. On the producer side, Fair Trade adoption is modeled as a risk-adjusted optimization problem in which firms balance certification costs, expected price premiums, and reputational gains. On the consumer side, willingness to pay for ethically certified goods depends on income constraints, perceived credibility of certification, and the salience of moral satisfaction. The model identifies multiple equilibria and demonstrates that low institutional trust combined with high certification costs can trap the market in a behavioral coordination failure. In contrast, credible institutions and targeted policy incentives enable a transition toward a high-participation equilibrium. Comparative statics indicate that reductions in certification costs and improvements in institutional credibility jointly enhance both producer participation and consumer demand. Applied to the Turkish context, the analysis suggests that policy interventions—such as establishing domestic accreditation agencies, implementing awareness campaigns, and providing fiscal support for certification—can generate strong network effects that accelerate the diffusion of Fair Trade. The paper contributes to the behavioral economics of sustainability by linking institutional design and moral preferences to market formation and offers policy-relevant insights for developing inclusive and credible ethical trade systems in emerging economies