Boşanma davalarında nafakalar
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Kültür Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE GÜL MEMİŞOĞLU BOZAN
Danışman: AKBIYIK CEM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tez çalışmamızın konusunu, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen Boşanma davasında Nafakalar oluşturmaktadır. Boşanma davasında nafakalar, Türk Medeni Kanunu'nun 169. Maddesinde Geçici önlemler başlığı altında Tedbir Nafakası, 175. Maddesinde Yoksulluk Nafakası başlığı altında Yoksulluk Nafakası ve 329. Maddesinde, Soybağının Hükümleri kısmında, Dava Hakkı başlığı altında İştirak Nafakası düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlemeye göre, Boşanma davalarında, Tedbir Nafakası, İştirak Nafakası ve yoksulluk nafakası düzenlenmiştir. Kanunda, Boşanma veya ayrılık davası açıldığında, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri alma şeklinde olan Tedbir nafakası, Boşanma durumunda yoksulluğa düşecek kusuru daha az olan tarafın geçimi için süresiz olarak diğer taraftan mali gücü oranında isteyebileceği Yoksulluk Nafakası ve çocuk adına, çocuğa fiilen bakan ana veya babanın isteyebileceği İştirak nafakası düzenlenmiştir. Boşanma davasında nafakalar , ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanmakta olup, evlilik birliği süresi içerisinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devam etmesi gerektiğinden nafakalar öngörülmüştür. Yürürlükte olan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ile eşler arasında "eşitlik" ilkesi benimsenmiştir. Evlilik birliği ile ilgili tüm hükümler eşlerin eşitliği ilkesine göre düzenlenmiştir. Güncel düzenlemenin, 743 sayılı eski Medeni Kanun'dan farkı, erkek olan eşin birinci derecedeki bakım sorumluluğu sona ermiş ve eşitlik ilkesi gereği eşlerin birbirlerine karşı ve yine müşterek çocuklara karşı bakım sorumluluğunda eşit derece sorumluluğu esası benimsenmiştir. Bakım nafakasının bir türü olan tedbir nafakası, eşler arasında evlilik birliği devam ederken ya da evlilik birliğinin boşanma ile veyahut ayrılık davası ile sona ermesi halinde, ya da mutlak veya nisbi butlan ile evliliğin geçersiz olması için açılan davada istenebilir. Evlilik birliğini sona erdirmek için açılan dava esnasında, eşler arasında evlilik birliği de hukuken devam etmekte ve evlilik birliğinin ii kurulması ile eşlere yüklenen yardımlaşma yükümlülüğü de bunun neticesi olarak devam etmektedir. Boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla maddi açıdan zor duruma düşecek olan eş lehine, dava sürdüğü sürece, hakim tarafından zorunlu olarak hükmedilen nafaka türü tedbir nafakasıdır. Tedbir nafakası, tarafların iradesinden tamamen ayrı olarak, kanun maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi ile doğan ve hakimin talep aramaksızın, resen zorunlu olarak hükmetmesi gereken bir alacaktır. . Eşlerin evlilik birliği süresi içindeki sorumlulukları sadece eşe karşı değil, çocuklara karşıda boşanma davası açılması ile devam etmektedir. Eşler arasında açılmış boşanma ve ayrılık davasında , çocuk fiilen kendisine bırakılan eşin talebi halinde, eşlerin bu yönde açılmış davada talebi olmasa dahi, davaya bakan hâkim tarafından dava devam ettiği sürece re'sen tedbir nafakasına hükmedilebilir. Ana ve babanın temel yükümlülüklerinden olan çocuğun bakım ve eğitimi için gerekli olan masrafların karşılanması, zorunluluğundan doğan İştirak Nafakası, küçüğe fiilen bakan ana ya da baba, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gerekli durumda atanacak kayyım veya vasi ve ayırt etme gücüne sahip olan çocuk tarafından açılabilecek nafaka türüdür. İştirak nafakası, bakım nafakası niteliğini taşır ve eşlerin mali güçleri oranında müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamaktadır. Boşanma davasında çocuğun velayetinin hangi tarafa verileceği belirlendiğinde, iştirak nafakasına da hâkim tarafından re'sen karar verilir. Eşlerin evlilik birliğinden kaynaklı yardım yükümlülüğünün evlilik birliğinin sona ermesinden sonraki bir uzantısı olan Yoksulluk nafakasına, yürürlükte olan düzenleme gereği, süresiz olarak hükmedilmektedir. Öğretide bu konu üzerinde bir takım farklı görüş ve düşüncelerin olması, söz konusu düzenlemeye yapılan eleştiriler bu yönde kanun değişikliği tasarısı hazırlanmasına neden olmuştur. İlgili Kanunu hükmünün değişiklik teklifinde, nafakanın belli bir süre ile sınırlandırılmasını öngörmüş, eşlerin evli kalma süresi, çocuk olup olmaması, boşanan kadının yaşı, gelir durumu ve kusur durumu göz önüne alınarak hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay uygulamasında ise, bu hususta içtihat birliği söz konusu olup yoksulluk nafakasına süresiz olarak hükmedilmesi hukuka aykırı olarak görülmemektedir. Yoksulluk nafakası, hukuki niteliği bakımından bir bakım nafakası olup, kusura dayanmamaktadır. Bu nedenle ceza veya tazminat niteliği taşımamaktadır. iii İlgili düzenlemeye göre, nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz. Ancak, belirtmek gerekir ki yoksulluk nafakası talebinde bulunan eşin kusuru, diğer eşin kusurundan daha ağır olmamalıdır. Tez çalışmamızda, öncelikle nafakaların dayanağı olan eşler arasındaki boşanma davasından ve sebeplerinden bahsedilmiştir. Daha sonra, Tedbir ve İştirak nafakası ayrı bir bölüm altında, ayrı ayrı başlıklar halinde incelenmiş, genel özellikleri, miktarlarının belirlenmesi, ödenme şekillerinden bahsedilmiştir. Niteliği ve kapsamlı olması nedeniyle, Yoksulluk Nafakasına ayrı bir bölümde yer verilerek, Yargıtay uygulamaları ışığında, şartları, miktarının hesaplanmasında esas alınacak kriterler, yoksulluk kavramında anlaşılması gerekenin ne olduğu ve bunun tespitinde dikkate alınacak hususlar, miktarının tespiti ve sona erme halleri detaylı olarak anlatılmıştır. 744 sayılı eski Medeni Kanun ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu arasındaki farlardan bahsedilmiş, öğretide tartışmalı konular üzerinde durulmuş, bunun uygulamadaki yansımalarının neler olduğuna güncel yerel mahkeme ve Yargıtay kararları ile ışık tutulmuştur. Çalışmamızın son bölümü olan dördüncü bölümünde, Boşanma davasındaki nafakaların genel olarak hukuki özelliklerinden ve talebin kabulüne dair verilen hükmün yerine getirilmesinin özellikleri anlatılmıştır.