BOLAYIRLI ŞEYH SİNAN'IN İLAHİYYATI'NDA GEÇEN DİNÎ-TASAVVUFİ KAVRAMLAR
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Kültür Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEVDA GÜNEŞ
Danışman: Serdar Gürçay
Özet:
ÖZET
Bu tez çalışmasının konusunu, XVII. yüzyıl dinî tasavvufi
halk edebiyatı geleneği içerisinde yer alan Şeyh Sinân’ın manzumeleri oluşturmaktadır.
Söz konusu eser İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kütüphanesi OE_Yz 001604/03
(T811) numarada İlâhiyyât/ Sinân Şeyh
adıyla kayıtlıdır. Şeyh Sinân’ın şiirlerinin günümüze kadar kapsamlı bir çalışmaya
konu edilmemiş olması, bu konunun seçilmesinde belirleyici olmuştur. Çalışma, Şeyh
Sinân’a ait olduğu tespit edilen 112 şiirle sınırlandırılmıştır.
Bu kapsamda çalışmanın amacı, Şeyh Sinân’a ait 112 şiirde
geçen dinî tasavvufi kavramları tespit ederek bu kavramları ayet, hadis, tasavvuf
öğretisi ve halk edebiyatı geleneği çerçevesinde incelemektir. Yapılan
çalışmada, dönemin inanç dünyasının şiirlere yansıması ve Şeyh Sinân’ın tasavvuf
anlayışının eser üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın
özgün yönü tek nüsha hâlinde bulunan bu eserin ilk defa sistematik bir şekilde ele
alınmasıdır. Bu yönüyle tekke,
tasavvuf ve halk edebiyatı alanlarına yeni bir katkı sunmayı, Şeyh Sinân’ın şiirleri
üzerinden XVII. yüzyılın edebî ve kültürel iklimini yeniden yorumlama amacını taşımaktadır.
Araştırmaya konu olan eserin ilk kısmında, 1b-5a varaklarında
kırmızı bir başlıkla Hâzâ Mevlûdin Nebiyyi
Salllallahû Tealâ Aleyhi Vesellem, ibaresi yer almaktadır. Bu başlığın ardından
Süleyman Çelebi’nin Mevlid adlı eserinden
alınmış bazı beyitler gelmektedir. 5a’nın sonundan itibaren başlayan şiirin
devamı 6a’da yer alır. Eserin bu varaklarında, Rûşenî adlı bir mutasavvıfın iki
manzumesi ile Eşrefoğlu ve İkbâli mahlaslı sûfî şairlerin farklı manzumeleri
görülmektedir. 6b-11a varakları arasında Hazâ
Kitâb Etvâr-ı Seb’a başlıklı tasavvufi bir metin bulunur.
11a varağının sonunda, Yunus, Eşrefoğlu, Münirî ve Nakşî gibi
sûfî şairlerin manzumeleri görülmektedir. 47a ve 50a varakları arasında bu manzumeler
devam eder. Cöngün 51a-51b varağında kâğıt boyasıyla ilgili teknik bilgiler verilmiş
ve bu bilgiler 53a ve 55b arasındaki varaklarda devam etmiştir. Eserin son üç varağı
ise boş bırakılmıştır.
Şeyh Sinân’a ait şiirler 18b varağından başlamakta ve
46b varağında sona ermektedir. Eserde 112 şiire başlık konulmamış fakat dört
şiir hâricinde tüm şiirlerin sonuna temmet (son) kaydı düşülerek şiirin tamamlandığı
belirtilmiştir. Eserde yer alan beyitlerin toplam sayısı ise 831’dir.
Şiirlerin büyük bir kısmında Şeyh Sinân’ın mahlası bulunur.
Eserde bazı şiirlerde yazım ve imla hatalarına rastlanılmıştır. Yapılan bu tür hataların
mürettibin dikkatsizliğinden kaynaklanabileceğini düşündürmektedir. İncelenen
şiirlerin muhtevasında, şairin din ve tasavvuf anlayışı eser üzerinde belirgin bir
biçimde kendini göstermektedir.
Eserin yazılış tarihiyle ilgili kesin bir bilgi olmamakla
birlikte, sol üst iç kapakta yer alan şu bilgi önem arz etmektedir. “1203 senesi
Mâh-ı Recebin 12. günü Salı günü Sultan Selim tahta cülûs eyledi. “Ba‘de’l cülûs
yedinci günü bazartesi günü kılıç kuşandı.” Bu notta belirtilen tarih III. Selim dönemine işaret etmektedir. (1789) Bu nedenle
eserin XVII. yüzyılın veya XVIII. yüzyılın sonlarında derlendiği düşünülmektedir.
Bu tarihi çerçeve ele alındığında, söz konusu eser, dönemin edebî ve tasavvufi birikimini,
ayrıca şairin dünya görüşünü yansıtan önemli bir kaynak olarak değerlendirilebilir.
Bu araştırmada Şeyh Sinân’ın şiirlerinde Esmâ-i Hüsnâ ile birlikte, dinî ve tasavvufi unsurların sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Tevhit, ibadet, zikir, Allah ve peygamber sevgisi, dört halife ve Dört Kapı Anlayışı öne çıkan unsurlar arasında yer alır. Araştırma dinî tasavvufi halk edebiyatı alanına yeni veriler sunmakta Şeyh Sinân’ın manzumeleri üzerinden XVII. yüzyılın edebî, kültürel ve sosyal ikliminin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.