Türkiye'de loft yaşam alanlarında mahremiyet olgusu


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Kültür Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÇİSEM MUSTAFAOĞLU

Danışman: USTA GÜLAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Loft yaşam, 1950'lerde Amerika ve Avrupa'nın birçok şehrinde, savaş, ekonomik faktörler, nüfus değişimleri ve soylulaştırma gibi birçok sebeple endüstri yapılarının üretim işlevinden farklılaşmasıyla oluşmaya başlamıştır. Loft yaşam, hem barınma hem çalışma eylemlerini bir arada sunan ve genellikle sanatçılar tarafından tercih edilen mekanlar olarak bilinmektedir. Endüstri yapılarının sanayisizleşme sonrası, yüksek tavanlı ve geniş açıklıklı dökme demirden olan fiziksel hacimlerinin, sanatçı, akademisyenler tarafından değerlendirilmesi ve bulundukları çevreyi toplumsal, kültürel açıdan etkilemeleriyle loft yaşamın yayılmasına öncülük etmişlerdir. Konut tipolojilerinden, apartman ve toplu konut gibi bilindik plan çözümlemesinden farklı bir mekansal örgütlenmeye sahip olan loft mekanlar, mahremiyet beklenti ve çözümlerinin de farklılaştığı mekanlar olmaktadır. Temel ihtiyaç olan barınmanın giderilmesiyle başka ihtiyaçların doğmasına sebep olmuştur. Mahremiyet, yaşamın birçok noktasında aranmakta, ihtiyaç ve istek halinde birey davranışlarına yansımaktadır. Bireyin bir diğeri ile ne zaman bir arada olmak veya olmamak üzerinde kendine ait olanı belirlemesine olanak tanımaktadır. İnsan doğası, alışkanlık, algı ve deneyimlenmesi ile şekillenen mekanların, mahremiyet beklenti ve düzeyininde etki ettiği bilinmektedir. Bireysel mahremiyetin mekanı biçimlendirdiği görülmektedir. Mekansal örgütlenmede mahremiyeti sağlarken faydalanılan fiziksel faktörlerin haricinde, sözel olan ve olmayan davranış mekanizmalarının, mekanı deneyimleme, mekana dair alışkanlık ve tercihlerin de rol oynadığı görülmektedir. Mahremiyetin, kullanıcı için aranan bir davranış olması, evdeki mekansal yoğunluk üzerinde kontrol sağladığına değinilmiştir. Barınma mekânı olan konutta, mekânsal düzenleme için önemli bir belirleyici olduğuna değinmektedir. Toplumun yaşam kültürünün ortaya koyduğu, yaşam biçimlerinden kaynaklı mahremiyet ile ilgili tutum üzerinden yaşam mekanlarının plan tipolojileri ve mekânsal ilişkileri belirlediği görülmektedir. Konut tiplerindeki mekânsal değişim, kullanıcı yaşam tercihleri etkisiyle biçimlenmektedir. Mahremiyetin, belirlenen kuralların dışında da sağlanabildiği bilinmektedir. Kavram tanımının bireysel olarak değiştiği yorumlanmakta ve beklenilenin mekana yansıtılma şeklinin değiştiği gözlemlenmektedir. Mahremiyet düzeyi hakkında net yargı taşıyan cümlelerden kaçılmıştır. Sebebi ise çalışmanın bu bölümünün tamamen kişisel gözlemlere dayalı olmasıdır. Erişim grafiği ile yapılmak istenen, yaşam alanlarına girildiğinde karşılaşılan tanımlı alanların mekansal dizilimi ile mahremiyet eşiği arasında bağlantı sağlamak ve birimler üzerinden okuma yapmaktır. Konut içerisinde bulunan özel oda ve duvarların mahremiyeti ve istenileni karşılayıp karşılamadığının dışında loft yaşam alanlarına dair İstanbul'dan seçilen Karaköy, Balat, Bomonti, Beyoğlu, Levent semtlerinde bulunan örneklerin incelenmesi ve mahremiyet kavramı ile ilişkilerinin analiz edilmesini gerçekleştirmek amacıyla oluşturulmuştur. Hedef, belirlenen örneklere dair mekansal örgütlenme ve mekanlar arası ilişkinin mahremiyete yansıma şeklinin irdelenmesidir. Belirlenen amaç doğrultusunda erişim grafiği, plan şemaları oluşturulmuş ve analizlerden elde edilen veriler morfolojik tablo oluşturularak görselleştirilmiştir. Tez kapsamında İstanbul'da seçilen örnekler üzerinden değerlendirilme yapılmıştır. Mekanın kullanıcıya göre şekillendiği görülmektedir. Genel kabul olarak, kamusal ve özel alan arasında bulunan sınırın, aynı şekilde eve girildikten sonrada ayrım yaşayan mekanlar üzerinden bazı birimlerin daha özelleştiği görülmüştür. Banyo, yatak odası gibi birimlerin hizmet ettiği eylemler, yaşam alanına göre daha özel olduğu, ancak her kullanımın bireysel olarak değişebilir olduğu görülmüştür. Kamusal ile özelin ayrıldığı, evlerin içlerinde de fazlasıyla bireyselliğin ön planda olduğu görülmektedir. "normal"in değişebildiği, mahremiyet eşiğinin de farklılaşabildiği tanımlanmaktadır.